Mustafa İslamoğlu'na İlmî Reddiyeler

21/04/2011

MUSTAFA İSLAMOĞLU kimdir?

* Mezhepleri ve mezhep imamlarını tenkit eden,

* Şefaati inkâr eden,

* Mehdi a.s.’ın inişini inkâr eden,

* Sahih hadisleri inkâr eden,

* Üç talağı bir sayan (İbni Teymiyenin fetvası),

* “Hayızlı kadın camiye girebilir” diyen ve “Giremez!” diyen Ehli Sünnet âlimlerine de “Yahudilere meyl etmiştir.” diyen,

* Hz. Ebubekir, Hz. Osman, Hz. Ömer, Hz. Aişe vâlidemize ve Hz. Muâviye (r.a.)’a hakaret eden şiileri konuk eden, onların hakaret vari sözlerini sessiz bir şekilde dinleyen ve konuşmalarına izin veren,

* Üç Muhammad diye bir kitap çıkarıp Efendimiz s.a.v.’in mucizelerini inkar eden ve “Sıradan bir peygamberdir.” diyen,

ve daha buna benzer akla zarar ne fetvaları olan bir şahsiyet!!!

Mustafa İslamoğlunun sapkınlıklarıyla ilgili bir örnek:

Mustafa İslamoğlu’nun kendi sitesindeki yazıyı aynen aktarıyorum:

SORU: Kabir azabı olduğuna inanmayan arkadaşım var. Kendisinin Kur’anı Kerim’i incelediğini ve kabirle ilgili bir bilgi bulamadığından inanmadığını söylüyor. Kesin delilleri nerede geçmektedir?

CEVAP: Kabir azabı, İslam ekolleri arasında temel bir tefrika konusu olmuştur. Savunanlar da reddedenler de Kur’an’dan bazı ayetleri delil getirmişler, fakat bu deliller doğrudan kabir azabının varlığına ya da yokluğuna delalet etmediği için iki tarafın tezi de temelsiz kalmıştır. Kabir azabı ancak hadislerle temellendirilebilir. Hadisler ise akaide konu olmazlar. Dolayısıyla kabir azabı iman veya inkarın konusu değildir.”

( Ölümden Sonrası ve Kabir Hayatı Hakkında Bilgi Edinmek İsteyen Buraya Tıklasın )

Reklamlar

28/02/2010

Kâinatın Efendisi’ne “HAZRET” demeyenler…

Kâinatın Efendisi’ne “HAZRET” demeyenler…

Ahmet Mahmut Ünlü Hocamız, (Cübbeli Ahmet Hoca) dergimizin geçen sayısındaki yazısında Mustafa İslamoğlu’nun yanlışlarıyla ilgili mühim bilgiler verdi. İslamoğlu hakkında benim de söyleyeceklerim var. Hatta vereceğim bilgiler içinde birisi var ki, orijinali sadece bende var, Türkiye’de benden başka da kimsede yok…

Bu bilginin ne olduğunu merak edeceğinizi biliyorum. Ama zaten belgesiyle göreceğinize ve nasıl olsa eninde-sonunda öğreneceğinize göre aceleye lüzum yok. Zaten o kadar da mühim bir şey değil.
Bunun ne olduğunu İslamoğlu’nun yakın çevresinin merak edeceğini de biliyorum. Ârifan’ı dikkatle takip ettikleri için yakında onlar da göreceklerdir zaten.
Öyle tahmin ediyorum ki, neyi kastettiğimi İslamoğlu kendisi de bilir. Onun için o da acele etmesin. Kendisi hakkındaki itiraz edemeyeceği o hüküm cümlelerini nasıl olsa bu dergide o da okuyacak. O bilgiye Hilal Televizyonu seyircileri de ulaşınca, kendilerinin kandırıldığını anlayacaklar.
İşte o zaman “Takke düştü kel göründü” olacak, İslamoğlu’nun saçının ak mı kara mı olduğunu herkes görecek. Biliyorum, şimdiden “Kelimiz yok ki gocunalım. Ne biliyorsa söylesin” diyerek etrafını da oyalayacak kendisi de oyalanacaktır ama varsın oyalanadursun. Ben şimdilik kendisine, “Temetta’ bikavlike galîlen” diyorum…
Bu kısa önsözden sonra yavaş yavaş esas konumuza girelim…
İslamoğlu’nun kaleme aldığı kitaplardan birisinin ismi şöyle: ÜÇ MUHAMMED. Muhammed diye kasdettiği de sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem)…  (more…)

08/01/2010

Mustafa İslamoğlu Ye’cüc ve Me’cücü İnkar Ediyor!

Mustafa islamoğlu Ye-cüc ve Me-cücü de İnkar Ediyor!

Bu yazılarımızdan etkilenerek yanlış inançlardan Tevbe edenler ve yanlış insanlardan uzak duranlar olabilir ümidiyle bu reddiyelerimizi İnşâallâh sürdüreceğiz.

Sizden beklentimiz dikkatle ve insafla muhakeme etmeniz, bu yazımızın okunması hususunda iyiliği emretmeniz ve bu ilmî reddiyeleri yaymak dışında hiçbir şahsa hakaret ve nefretle dilinizi ve kalbinizi meşgul etmemenizdir.

Bizleri Kur’ân-ı Kerîm’e inanan ve buyurduklarını tahrife yeltenmeyen Ehl-i Sünnet ve’l-Cemâat’ten kılan Allâh-u Te‘âlâ’ya sonsuz hamd-ü senâlardan ve: “Benim ve ashâbımın sahip bulunduğumuz Cemaat inancından bir karış ayrılan kişi, muhakkak İslâm ipini boynundan çıkarmış olur” (Tirmizî, no:2641, 2863,) buyuran Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)e ve Cemaati temsil eden ashâbına sınırsız salât-ü selâmdan sonra!  (more…)

Hayızlı Kadın Oruç Tutabilir İddiası!

Mustafa İslamoğlu = İfsad ve İdlal!

Sayın, İslamoğlu daha önceleri Kadınlarla tokalaşmayı “Helal” leştirmek, Kâfirler için cehennemin Ebedi olması hususunda Ashab-ı Kiramı’da meseleye alet ederek (Güya Ashabın önde gelenleri Kâfirler için Cehennemin ebedi olmadığı görüşündeymiş!) kafaları karıştırmak, İslam Akidesinden Hadis-i Şerifleri çıkarmak (Hadislerin İtikada delil olamayacağı) gibi Hezeyanlarına birde “Hayızlı kadın oruç tutabilir” ‘i ekledi! (more…)

30/12/2009

“Cennet ve Cehennem Yok Olacak” Görüşü

Filed under: Cennet Cehennem Ebedîdir! — moskovazâde @ 11:02 am
Tags: , , , , , ,

“Cennet ve Cehennem Yok Olacak” Görüşü

Mustafa İslamoğlunun Hezeyanları!


Yazar Ali Kara / Perşembe, 18 Eylül 2008

“Cennet cehennem yok olacaktır” görüşü benim görüşüm değildir. Bir Kur’an talebesi olarak Kur’an’daki “huld” ves “ebed” kelimelerini tahlil ettim. Cennet ve Cehennemin ebediliğinin nasıl anlaşıldığını sahabenin olayı nasıl yorumladığını söyledim.

Hz. Ebubekir’in, Hz. Ömer’in, Hz. Abdullah b. Mes’ud başta olmak üzere birçok güzide sahabinin bu konudaki günümüz yaygın kanaatinin aksine olan görüşlerini serdettim. Cehennemin sonsuz olmadığını söylediklerini naklettim.

Buna da İbn kayyım el-Cevziyyenin yazdığı Hadi’l-Ervah İla Biladi’l-Efrah adlı eserini kaynak gösterdim. Bu eser arapça olarak piyasada var. Her yerde satılıyor. Bakmak isteyen açıp bakar. İbn Kayyım’ın ilmi yetkinliğinin derecesini siz bilmezseniz bilen birine sorabilirsiniz. “

Bir sonraki derste kendi görüşümü naklettim. O da şuydu: “CENNET VE CEHENNEMİN ZAMANI GAYBİ BİR KONUDUR. BU KONUDA KONUŞMAK ĞAYBI TAŞLAMAKTIR. BUNU ALLAH BİLİR. BİZE DÜŞEN CEHENNEMDEN SAKINMAK CENNETİ HAK ETMEKTİR”

M.İslamoğlunun sözleri burada bitti. Tenkit;

Ehl-i Sünnet, Cennet ve cehennemin ebediliği hususunda görüş birliği içindedir. Sadece İbn Teymiyye ve İbnu’l-Kayyım’da bu noktada İcma’a muhalif bir tavır görüyoruz.

“İbnu´l-Vezîr” diye bilinen, el-Avâsım sahibi Muhammed b. İbrahim el-Yemânî, Sübülü´s-Selâm sahibi Muhammed b. İsmail es-San´ânî ve Zâhid el-Kevserî, kâfir ve müşrikler için Cehennem hayatının sonsuz olmadığı görüşünü İbn Teymiyye ve İbnu´l-Kayyım´a nisbet etmiştir.[1] (more…)

İslamoğluna Reddiye:Kadının Şahitliği

İslamoğluna Reddiye:Kadının Şahitliği

Muhammed Yelkenci / Haksöz – Darusselam

İslamoğlu’nun “gerekçeli meal-tefsir”inde Bakara Sûresinin 282. âyet-i kerîmesinde geçen:

﴿ وَاسْتَشْهِدُوا شَهِيدَيْنِ مِنْ رِجَالِكُمْ فَإِنْ لَمْ يَكُونَا رَجُلَيْنِ فَرَجُلٌ وَامْرَأَتَانِ مِمَّنْ تَرْضَوْنَ مِنَ الشُّهَدَاءِ أَنْ تَضِلَّ إِحْدَاهُمَا فَتُذَكِّرَ إِحْدَاهُمَا الْأُخْرَى ﴾

“..Erkeklerinizden iki kişinin şahitliğine başvurun. Eğer iki erkek bulunmazsa, bu durumda doğruluğundan emin olduğunuz kimselerden bir erkekle iki kadını şâhit tutun ki ikisinden biri şaşırır, unutur, yanılırsa diğeri ona hatırlatabilsin..” kavl-i şerîfinin 3 nolu dipnotundaki ifâdelerini aynen aktarıyoruz:

“Bu ibare öyle sanıldığı gibi iki kadını bir erkeğe denk saymak değildir. Âyet haksızlığı önleyip adâleti sağlama konusundaki titizlikle alakalıdır.
Bu, kadının ticaret ve ticari anlaşmalar konusundaki bilgisizliğinden kaynaklanabilecek muhtemel hataları önleyici bir tedbirdir. Zaten tadille ‘unutma, yanılma, şaşırma, haktan sapma’ anlamlarının tümüne birden gelir. Sözgelimi iki kadından biri unutmuşsa, doğal olarak şahit ikiden teke düşecek, sonuçta şahitlik yapan iki kadın değil, tek kadın olacaktır. Kuran bire iki oranını şahitlikte nisap olarak belirlemez. Zira Nisa 15 ve Nur 4-8 de zina davasında cinsiyete bakılmaksızın 4 şahit istenir.

Hatta adil yargılamayı sağlamak için bazı durumlarda erkeğin değil, sadece kadının şahitliği kabul edilir. Bunların hiçbirinde de cinsiyet belirtilmez. Burada da maksat şahitlik yapacak kimsenin cinsiyeti değil, hatta şahitlik bile değil, vadeli borçlanmalarda mağduriyeti önlemektir. Borç vermeyi aşırı teşvik eden vahyin verilen borçların tahsili konusunu ihmal etmesi düşünülemez.”

İslamoğlu, âyet-i kerîmenin meâl kısmındaki mânâsını, metne sadık kalarak verdikten sonra, dipnotta, tamâmen şahsî kanaat türünden tefsir sadedinde açıklamalar yapıyor ve:

“Bu ibâre öyle sanıldığı gibi iki kadını bir erkeğe eşit saymak değildir!” diyor. Bu söz, onun birinci çarpıtmasıdır. Çünkü kâinâtı içindekilerle berâber yaratan, maddî ve mânevî hayat düsturlarını belirleyen Yüce Allâh’ımız, bu mevzuda bir erkeğe mukābil, onun yerine geçebilecek kadınlar hakkında bir nisap (adet) tâyin etmek üzere: “İki kadın, diğer bir erkek şâhitle berâber şâhitlik yapsın!” buyurmuştur.

Böylece bu iki cins arasında şâhitlik nisâbı yönünden bir denklik bulunamayacağını apaçık ortaya koymuştur. İslamoğlu ise kendince eşitlik tesis etmeye çalışarak “tenzîlâta” gitmek istemiş ve kendisini yaratan sevgili Allâh’ımızın koymuş olduğu kānunu, muhâtaplarının gözünün içine baka baka tahrif etme (değiştirme) girişiminde bulunmuştur.

Bundan sonraki: “Ayet, haksızlığı önleyip adaleti sağlama konusundaki titizlikle alakalıdır.” sözü doğru bir sözdür, ancak bâtıl, haksız ve adâletsiz olan bir hükmü destekleme sadedinde söylenmiştir. Evet, âyeti kerîme muhakkak haksızlığı önlemekle alâkalıdır, ancak onun haksızlığını haklı göstermekle alâkalı değildir. (more…)

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.