Mustafa İslamoğlu'na İlmî Reddiyeler

16/10/2010

“Üç Muhammed” Yazarının İndirgemeci Peygamber Tasavvuru (!)

Filed under: Hz Peygamberin Üstünlüğünü Reddetmesi — moskovazâde @ 5:30 am

“Üç Muhammed” Yazarının İndirgemeci Peygamber Tasavvuru (!)

 

Bu makalede, Mustafa İslamoğlunun;

Hz. Peygamberi sallallahu aleyhi ve sellem anlamaya yardımcı olmak yerine, zihin karıştırıcı bir işlev görmesi,

Bir takım çevrelerin dini ve mukaddesatı yaşanılır olmaktan çıkartma gayretlerine yardımcı olmak, kişiyi, toplumu ve dini sekülerleştirme teşebbüslerine katkıda bulunmak anlamına gelen anlayışı,

Sadece mevzu değil zayıf hatta sahih hadislerin rivayetinden de pek hazzetmediği gibi bir zehaba sebebiyet veriyor olması,

“kader” ve “sorumluluk” ile ilgili vahim bir yanlış yapması,

Miraç cismani ve bedeni değildir ve rüyetullah (Allah’ı görme) söz konusu değildir İnancı,

Ve genel olarak Yazarın indirgemeci yaklaşımı Tenkit edilmektedir…

Üçlü Tasnif ve Denge

İslamoğlu, yer yer iktibaslar yaptığı Aytunç Altındal’ın “Üç İsa” 1 adlı eserinde olduğu gibi, üçlü bir sınıflandırma yaparak hem anlamak hem de anlatmak için çok müsait bir zemin kullanıyor.

Zira ifrat ve tefritin, eksi ve artının, indirgeme ve aşırı yüceltmenin kesiştiği noktalar gerek fizik gerekse sosyal alemde çoğunlukla iyiyi, güzeli, doğruyu yansıtmaktadır. Bu, genellikle hatt-ı vasat, itidal, orta yol, muvazene olarak isimlendirilen müstakim hat’tır. Dolayısıyla aşırı yüceltme ve indirgemenin arası, fıtraten doğruya yakındır. Mefhum-u muhalifiyle orta yolun her iki yöndeki uçları da yanlışa çıkar.

Gayet tabiidir ki, doğru bir din; ne Hıristiyanların peygamberi (Hz. İsa’yı) aşırı yücelterek Tanrı kabul etmesiyle ne de Yahudilerin peygamberi aşağılaması veya tarihte olduğu gibi öldürmesiyle olur. Bu yüzdendir ki, itidal ve muvazene hadislerle teşvik edilmiş, Kur’an’da ise “vasat ümmet,” (Bakara, 2/143) ümmet-i Muhammedin olumlu bir vasfı olarak zikredilmiştir. 2

İfrat, tefrit ve dengeden müteşekkil bir üçlü tasnif, en pratik hatta en ideal bir sınıflandırmadır denebilir. 3

Fakat iki aşırı ucun arasındaki pek çok nokta denge iddiasında olabilir ama bunun en doğrusunu tespit zordur. Mesela, İslam; Hıristiyanlık ve Musevilik arasında dengeli ve doğru bir noktadadır; ama Ehl-i sünnet de İslam’ın muvazene noktasındadır.

Ehl-i Sünnet içindeki birçok mezhep, tarikat ve cemaatten bazıları daha merkezde, bazıları ise sınırdadır. Merkezdeki bir grubun bir mensubu diğer mensuplara göre daha idealdir, bu denklemler sürüp gider…

Şimdi kitaba dönersek; müellif, indirgemeci peygamber tasavvuruna daha yakın duruyor.

Denilebilir ki, yazar indirgemeci ve yüceltici anlayışları değil, Kur’an’ın anlayışını savunduğuna göre bu nasıl söylenebilir? Bunun örneklerini aşağıda vereceğiz; fakat, şunu şimdiden belirtelim ki; hem aşırı yücelticiler hem de indirgemeciler de Kur’an’a dayandıklarını söylüyor ve ayetler zikredip bunu somutlaştırmaya çalışıyorlar. Yazarın uzun uzun anlattığı Kur’aniyyun (ehl-i Kur’an) akımı tabi ki, Kur’an’a dayandığı iddiasındadır. Zira “Kur’an sadece Kur’an”, İslamoğlu’na göre onların temel sloganıdır. Unutmamalıdır ki meslekler mezhepler ne kadar batıl da olsalar içinde ukde-i hayatiyesi hükmünde bir hak, bir hakikat bulunur.4 Burada başka bir gerçek de şudur ki, Kur’an’ı anlamada en büyük rehberimiz yine Resulullahtır (s.a.v.). (more…)

WordPress.com'da Blog Oluşturun.